Bir Adalının Aşkı

Bilirmisin bir tanem o kadar zor ki bu yüreğimin tamiri.000002 Kırk yıllık sevdam, bebeğim, gözlerini, bana sarılmanı özledim. O kadar özledim ki seni, isyan edesim geliyor kaderime. Sen şimdi kaçıncı uykundasın, kim bilir kimlere sarılıyorsun,aşkım diyerek yanındaki bedene. Mutlu musun? Aklına geliyormuyum, düşünüyor musun beraber geçirdiğimiz yılları, günleri ve saatleri. Bana baktığın gibi sevgi dolu mu bakıyorsun ona, bana sarıldığın gibi sarılıyormusun sıkı sıkı. Bakarken gözlerine parlıyor mu bana baktığın gibi. Ben şimdi yalnız, ben çaresiz, senin bana gelmeni bekliyorken. Hemde bir karşılık beklemeden, sadece bana sarlmanı beklerken, seni sevmeye, seni içimde büyütmeye devam ediyorum. Biriciğim, umutsuz sevdam,  meleğim benim. O kadar işlemişsin ki içime, o kadar tanıdık ki, bırakamıyorum unutamıyorum seni. Ne yapacağımı, ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Bir çare arıyorum bulamıyorum nerelerdesin şimdi kim bilir. Sadece bir şekilde bana gelmeni, bana sarılmanı bekliyorum, küçük bir çocuğun sevgi beklediği gibi bekliyorum. Geldiğinde, yüzümü gömeceğim göğsüne, doyasıya sarılacağım sana. Yine alacağım o sevgi dolu yüzünü ellerimin arasına. Bana sarıldığında nefes bile almayacağım, ürkütmemek için seni. Sen yeter ki dön ve gel, yeter ki sevgini esirgeme benden. Yine istersen git sonunda, söz sesimi çıkartmayacağım dur bile demeyeceğim. Okumaya devam et

Adanın en güzel zamanı İlkbahardır

Tabi zevkler tartışılmaz ama bence Adanın en güzel zamanı ilkbahardır!Nur Kışın yalnızlığı, kimsesizliği, soğuğu gitmiş, tabiat kış uykusundan uyanmış etrafta ki ağaçlar, kırlar yeşil giysilerini giyip türlerine göre rengarenk aksesuarlarını takınıp süslenmişlerdir. İnsanlar da doğanın canlanışına ayak uydurup, adeta sokakları ıssızlığından, yalnızlığında kurtarmak için kışın kapandıkları evlerinden daha sık çıkıp, dolaşır olmuşlardır. Biraz daha yaza yaklaştıkça o yollarda; okulu kırıp gelen gençleri, hafta sonlarında ise evi olanların yanı sıra kiralık ev tutmak için gelen yazlıkçıları görmek güzeldir. 19 Mayıs tatilini fırsat bilip pikniğe gelenleri, onların getirdiği günü birlik coşkuyu, hem gelişlerini hem de gidişlerini iskeleye yakın bir yerde oturup seyretmek çok zevklidir! Tabi günümüzde bu yazdıklarım biraz değişiklik gösteriyor olabilir. Çünkü özellikle arapların başını çektiği turist gruplarının artması benim bu günü birlik kalabalıkları görmekten aldığım zevki biraz azaltabilir! Ama adadaki hayatiyeti canlandırması bakımından önemlidir. Kışın işleri yavaşlayan esnafın işerinin açılmasını, kendini, iş yerini yeni mevsime hazırlamasını, kışları kapalı olan bazı işyerlerinin ise açılma çalışmalarının yapılmasını sağlar ki bunları izlemek de ayrı bir zevktir. Ama mayıs sonu daha doğrusu okulların kapanıp, yazlıkçıların da gelmesiyle bu zevk artık yok olur! Yerini rahatsızlığa bırakır:) Çünkü iskelede yürüyemez olur, kalabalıkları aşamaz vapuru bile kaçırabilirsin, komik ama gerçek:) Yani yaz, çok kalabalığı ile caddelere taşan masaların yolları kapatması falan gibi bir sürü nedenden biraz sıkıntılı geçer! Okumaya devam et

EVLERİNİ BIRAKIP ANILARI İLE YOLA ÇIKTILAR

SEVGİLİ TUNA SARANGA’YA TEŞEKKÜRLER….

Nilüfer Uzunuoğlu

Bir küçücük ada insan hayatın da bu kadar büyük bir yere sahip olabilir mi? Stavro, Niko, Maki, Yorgo, Marika, Lambi, Roberto, Maria, Pavlos, Zmaragda, Savva, Rouli, Marina , 30 yıl önce 40 yıl önce yurtlarını bıraktılar, anılarıyla birlikte yola çıktılar, o anılar ki yıllar boyu onlara Burgazada’yı yaşattı, tatlı bir ninni gibi uykusuz gecelerine eşlik etti.

Severek ayrılmak ne zor.. Doğru dürüst veda edemeden, daha doğrusu veda etmek istemeden sevdiğin topraklardan ayrılmak ne zor, vaktinden evvel büyümek gibi.. Kimi  çakıl taşları topladı Çamakya’dan,  kimi  Hristos’tan çiçek.. Bazısı yaktı tüm resimlerini kaçmak için anılardan.. Antigoni’yi sevdiler, güzel evler yaptılar, kiliseler, bostanlar, gazinolar, yelkenler, kayıklar  hepsi geride kaldı.. Okumaya devam et

ADALARA GİDECEKLERİ BEKLEYEN TEHLİKE

Adalar Belediyesi son günlerde yaşanan tırtıl alerji vakalarına karşı ada ziyaretçilerini uyardı.Tirtil-300x225 Vücudun pek çok yerinde kırmızı, kaşıntılı şişliklere neden olan tırtıl alerjisi 4 hafta sürüyor.

İŞTE ADALAR BELEDİYESİ’NİN AÇIKLAMASI:

Son günlerde Adalara ziyarete gelen, orman alanında gezinti veya piknik yapan yurttaşlar Adalar Belediyesi’ne şikayet başvurusu yapmaktadır. Okumaya devam et

Zaman Tüneli

Hatırladıkça kederleniriz, gülümseriz ; “Kırk yıl geçmiş aradan ayrı ,ayrı bitsin artık buluşalım deriz… Umudun sönmediği ama tükenme noktasında olur insan dinlediğimiz şarkıları  dinlerken…“Kırk yıl geçti…” Dile kolay kırk yıl geçmiş aradan, kimi zaman yaşamın meşakkati, kimi zaman mesafelermiydi bizleri ayıran. Aslında hiç biri değildi, biz baştan kaybetmiştik birbirimizi. O kadar genç ve masumduk’ki, kaderin oynadığı oyunun farkında bile değildik. Kendimize geldiğimizde ise çoktan yitirmiştik birbirimizi. Kırk yıl sonra buluşurken yürekler  hala aynı heyecanı taşıyordu. Yürekler acı ile dağlansa da umut insanda olduğunu bizlere gösteren büyük bir özveri hikâyesiydi bu.

Yola çıktığımda kırk yıl görmediğim kaybettiğim can dostuma bir an önce kavuşabilmek, gözlerinin içine bakabilmek duygusu kaplamıştı yüreğimi. Dinlenmek mola vermek gibi hayti gereksimleri bile unutmuş sadece yola konsantre olmuştum.

Globalleşen dünyamızda iyi diyebileceğim tek şeyin: izlerini bir şekilde kaybettiğim Okumaya devam et

Yitirdiklerimiz

Böyle bir yazıyı kaleme alma fikri Can dostum Ligori Tomurcuk Gül’ün küçük Kız kardeşi Rodi Tomurcuk Gül’den aldığım bir e’mail ile başladı.

Ağlama gelinim ağlama,

Mor yemeniler bağlama,

Yolcuyuz yolumuzdan eyleme.                     ( Video Bakınız )

İle başlayan ve kendi sesi ile seslendirdiği bir Türküyü dinlediğimde başladı. Türkü Mübadele yıllarında Lozan antlaşması ile Anadoludan – Yunanistana  göç etmek zorunda bırakılan 200 bin Karaman  Rum Ortodoks Türkleri ile birlikte göç etmiş. Kapadokya yöresine ait olan bir türküydü. Şimdilerde Anadoluda malesef okunmuyor. Hatta bilinmiyor. Okumaya devam et

Bir Fotograf yorumu

Gerçekten güzel bir fotoğraf, mevsimlerden de yaz belli ki ve dozunda bir kalabalıkla yaşıyor zamanı ada! Giyimlerden, arnavut kaldırımı ya da parke taşı ( da derler ama paket taşı) döşenmiş iskele ağzına (girişine) kadar çok özel görünüme sahip bu fotoğraf gerçekten mürur-u zamana (geçmiş zamana) ait bir mühr-ü zaman (zaman mührü) gibidir! Zaten fotoğraflar, bir tür an’a vurulan kırmızı mühürlerdir ki; artık, o an’ı değiştirmek mümkün olamaz! Bazen fantastik filmlerde bu mümkün gibi olsa da gerçek olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz!
Büyüteç altına alıp baktığımızda bu fotoğrafta, görecek çok şey var! Giyimler ve paket taşlarının dışında hemen farkettiğim; şimdilerde madam Yvounne (ivon)’un kafesi olarak bildiğim bu yerin, o zamanlar yoldan 2 basamak yüksekte oluşu! Nedense hala öğrenemediğimiz birşey var ki bu asfalt dökümü! Bu yüzden burada da görüldüğü gibi, birçok yapının penceresi bazen yoldan 1-2 karış yüksekte ya da yol hizasında, kapılar ise yol seviyesinin altında! Aslında adada da, yapıldığındaki hali, asfalt seviyesinin altında kalmış pekçok örneğe rastlayabiliriz!… Okumaya devam et

Bizim Çocukluğumuz

Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde,  boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
Hatta babanım bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi,hep evdeydi. Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki
En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı. Sokakta oynamak diye bir  kavram vardı yani.
Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık. Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik. Servis falan yoktu. yakkabılarımız eskirdi. Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık. Okumaya devam et

Manolis Kostidis

Size bu satırları Atina’dan yazıyorum. Esasen İstanbulluyum. Heybeliada kütüğüne kayıtlıyım. 18 yaşıma kadar İstanbul’da yaşadım. 1992 yılında son ve yapayalnız kalan bir Rum ailesi olarak biz de göç etmeye karar verdik. Babam temelli gelmesine birkaç hafta kala kalp krizi geçirip vefat etti. Demek ki gönlü gitmek istemiyordu. O Heybeliada’da kaldı, ben annem ve ablamla birlikte 20 yıldır Atina’dayız.
Sizin gibi gazeteciyim ben de. Lefteris Andoniyadis’in (evet siz Lefter Küçükandonyadis diye bilirsiniz ama asıl adı Lefteris Andoniyadis’tir) vefatı ve sonrası gelişen tüm olayları izlerken açıkçası çok duygulandım.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Fenerbahçe Kulübü Başkanımız Aziz Yıldırım, (evet Fenerbahçeliyim) tüm taraftarlar ve Türk halkı ve aynı zamanda medya, inanılmaz bir sevgi ve saygı gösterdiler. Okumaya devam et

BİR KAYIP DAHA

Lefter Küçüçükandonyadis artık aramızda değil 🙁 Adamız renklerinden birini daha yitirdi:( O, takım ayırt etmeksizin tüm Büyükada’lıların hatta tüm Adalıların kendisi ile öğündüğü, gençlerinin futbol idolü olan, öncelikle Fenerbahçelilerin ve ardından miili takımımızın efsaneleşmiş, unutulmaz oyuncularından biri olarak; futbol tarihimizin sayfalarında altın harflerle adını yazdırmış biri olarak hep kalplerde ve anılarda yaşayacaktır! Gösterdiği üstün oyunculuk yeteneği ile “futbolun ordinaryüsü” ünvanı ile anılan ilk ve tek futbolcumuzdur. Bu özellikleri nedeniyle ile onun vefatı yalnızca ailesini, yakınlarını ve hiç terketmediği Adalı dostlarını değil, ülkemiz spor camiasını da derinden üzmüştür! Ailesinin, biz Adalıların, tüm fenerbahçelilerin ve Türkiye spor camiasının başı sağolsun!
Ailesine sonsuz sabırlar, kendisine de rahmet diliyorum, ışıklar içinde. huzurla yatsın!