Bir Fotograf yorumu

Gerçekten güzel bir fotoğraf, mevsimlerden de yaz belli ki ve dozunda bir kalabalıkla yaşıyor zamanı ada! Giyimlerden, arnavut kaldırımı ya da parke taşı ( da derler ama paket taşı) döşenmiş iskele ağzına (girişine) kadar çok özel görünüme sahip bu fotoğraf gerçekten mürur-u zamana (geçmiş zamana) ait bir mühr-ü zaman (zaman mührü) gibidir! Zaten fotoğraflar, bir tür an’a vurulan kırmızı mühürlerdir ki; artık, o an’ı değiştirmek mümkün olamaz! Bazen fantastik filmlerde bu mümkün gibi olsa da gerçek olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz!
Büyüteç altına alıp baktığımızda bu fotoğrafta, görecek çok şey var! Giyimler ve paket taşlarının dışında hemen farkettiğim; şimdilerde madam Yvounne (ivon)’un kafesi olarak bildiğim bu yerin, o zamanlar yoldan 2 basamak yüksekte oluşu! Nedense hala öğrenemediğimiz birşey var ki bu asfalt dökümü! Bu yüzden burada da görüldüğü gibi, birçok yapının penceresi bazen yoldan 1-2 karış yüksekte ya da yol hizasında, kapılar ise yol seviyesinin altında! Aslında adada da, yapıldığındaki hali, asfalt seviyesinin altında kalmış pekçok örneğe rastlayabiliriz!…
Giyimler için söylenecek çok şey yok, ancak özellikle kadın ve erkeklerin bugün çok rastlamadığımız kadar şapka kullandıklarını görebiliyoruz! Yine erkeklerin çoğunda, mevsim gereği beyaz ya da açık renkli pantolonların giyilmiş olduğu gözümüze çarpıyor! Tabi o zamanlar, dünyada mevsimler tam da, ilkokulda öğrendiğimiz gibi 3’er aylık dilimlerle ve tanımlarına uygun yaşanır ve insanlar da kılık kıyafetlerinden yiyeceklerine kadar doğaya uygun yaşarlardı(… Kimse, günümüzdeki gibi “fukaranın düşkünü, beyaz giyer kış günü!” ata sözüne ters düşecek tarzda giyinip ortalarda görülmezdi:)
Tabi fotoğrafta yine, güneş ışınlarından sakınma amacıyla icat edilmiş ancak artık, daha çok yağmurdan korunmak için kulanıılan şemsiyelerin (güneşlik), o yıllarda; adına ve gerçek işlevine uygun olarak, erkeklerin şapkalarına karşı özellikle hanımlar tarafından kullanıldığını da görebiliyoruz!
Burada görülen bir başka önemli şey de; artık deniz kenarından, dağ başına kadar her yerde karşımıza çıkan plastiklerin, yerini aldığı ahşap masa ve sandalyeler! Tabi, o ahşap masaları örten muhtemelen de kar beyazı masa örtüleri! Üstelik o zamanlarda leke tutmayan, dertsiz masa örtüleri gibi, günümüzün her türlü lekeyle başa çıkabilen çeşitli deterjanları, leke gidericileri de yoktu! Çamaşır makineleri de, henüz yerli üretim olmadığı için yaygın değildi ve genellikle ev çamaşırları gibi, bu örtüler de elde yıkanıyor ama her zaman tertemiz olarak masaların üzerinde müessesenin gelecek müşterilerini bekliyorlardı…
Son olarak da ; burada (yani grup sayfasında), arkadan arkadan yazdığını bazı arkadaşların yorumlarından anladığım ağabeyin, neden açık kimliği ile ortaya çıkıp yorumlarını herkesle paylaşmadığını da merak ettiğimi belirtmek istiyorum! Bir de acaba, bu yorumları göremeyen yalnızca ben miyim ve eğer öyleyse de yine bu ağabeyimizin neden böyle bir uygulama yaptığını da açıklamasını rica ediyorum!
Yine tabi tüm grup üyesi arkadaşlarımdan , verdiğim bu geçici rahatsızlık için özür diliyor; beni, buraya kadar okuyabilme sabrı gösterenlere ise teşekkür ediyor, sevgilerimi sunuyorum:)

Nur Çakmak

Bir Fotograf yorumu” üzerine 1 düşünce

  1. Bir Fotograf”ı bu kadar güzel anlatabilmeğe yeteneğine sahip Nur hanımefendiyi canı gönülden kutluyorum.Bu anlamlı yorum karşısında bahsi geçen ağa beyin Mevcut dağarcığını açacağını umuyor yeni yorumlar okuyabilmek adına kendisinden bekliyorum.
    Saygılarımla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Blue Captcha Image
Refresh

*